Yaşayan Ölüler

 

        

Dünyanın atomlardan oluştuğunu, aslında her şeyin bir enerji olduğunu artık öğrendik. Yani çatalın atomu ile dumanın atomunun; kalemin atomu ile bulutun atomunun aynı olduğunu biliyoruz. Saçının telinden, yaşadığın dünyanın katmanına kadar her şey atomlardan yani enerjiden oluşuyor.
Yaratım süreci ile ilgili olarak, bir diğer “Oha, neden olmasın?” senaryoya bodoslama girelim o halde.
Tanrı, atomlardan oluşan –aslında var olmayan- bir evren yarattı. Bu sanal, kozmik yapıya bir zekâ-bilinç verdi. Sanal bir ortam ve zekâsı var. Bunu neden yaptı kısmı ayrı bir konu. Aynı atomlardan ve aynı bilince sahip canlılar türedi bu ortamda. Bu devasa simülasyon içinde bilincin yolculuğunu izlemek, deneyimlemek istedi. Sanırım halen sıkılmadı…


Yani aslında… Aslında bir aslolan yok!


Kötü yok - iyi yok, acı yok - tatlı yok, doğru yok – yanlış yok! Sadece deneyim var. Bir annenin evladı ölüyor... Savaşlarda yıkımlar oluyor, kayıplar yaşanıyor… Doğa katlediliyor… vs. Bunların hiçbiri senin bildiğin anlamda yaşanmıyor! Bir simülasyon içinde, gerçeklik var olamaz! Atomlar, enerjiden oluşur. Saf enerjiyi elinde tutamazsın, göremezsin. Elinle tutamadığın, gözünle göremediğin bir ölüm ya da savaş… Gerçek değildir, olamaz! Diyorsun ki: “Peki gerçek olmasın; ama hissettirdiği öylesine gerçek ki, buna ne diyeceksin?” Haklısın. Anlatmaya çalıştığım kurgu içinde bir örnek vererek anlamanı sağlamaya çalışacağım:


Sen bir ölüsün; fakat bunun farkında değilsin. Ölü olarak falanca mekânda uykuya daldın diyelim ve rüya görüyorsun. Yaşadıkların, yaşıyor olduğun ve yaşayacağın her şey bir rüyadan ibaret olsun. Annen, baban, işin, eşin, evin, sosyal çevren vs. Bunların hiçbiri yok! Hepsi senin beyninde (rüyanda) olanlar olsun. Sağımda oturan ofis arkadaşım gerçekte yok; fakat rüya içinde olduğum için, var. Onun gerçekliğinde de ben yokum, rüyasındayım. O da ölü. Ayağındaki çoraptan kulak memene kadar yoksun yani. Yaratılan simülasyon içinde sadece minik bir bilinçsin. Sims oyunundaki bir karaktersin sen, oynayanın canı sıkılınca ve oyunu silince sende olmayacaksın. Zaten sen yoktun ki, oyundan evvel!
Varlığımızı gerçek sanmamız, yaşananları gerçek sanmamızdır! Sen zaten yoksan, gerçeklik de yoktur. Sen ne kadar kendini vardan sayarsan o kadar gerçek olur sana bu sanal evren! Derler ya, ne düşünürsen onu çekersin. Kozmik çekim yasası. Cennetin de cehennemin de bu sanal atmosfer içinde. Simülasyonlar, deneyim kazanmak içindir. Hazırlıktır. Neye hazırlıktır, orasını Allah bilir. Simülasyonu kurgulayan deneyim kazanmamızı istiyor olabilir. Acıya, vicdana, hüzne, özleme, duyguya, düşünceye, davranışa… Yaşatılan olayların ortaya çıkardığı duyguların seni götürdüğü yerdir; neticesinde neye dönüştüğündür. Bilinen tabir ile tekâmüldür. Sen yoksun, yaşadığın evren yok. Sadece deneyimlemek ve tekâmül etmek var. Rüyanda seni kovalayan bir köpek gerçekte yok; fakat uyandığında boncuk boncuk terlediğin gerçekliği var.


Başa dönersek, büyük bir rüya içindesin. Bu, öylesine bir rüya ki, uyandığında olmuş olarak uyanmayı dile…

 

Âgâh Efendi