Paradox Kader

 

    Allah a inancı olan biri, iyi niyetli insanların güzellikler içinde olacağına da inanır. Böyle ise şayet, tüm varlıklı insanlar iyi niyetlidir. Varlıksızlar ise kötü… Fakat insana göre değişim gösteren yorumlar vardır: “bu adam çok kötü, ama varlık içinde.” Ya da tersi… Bu yorumları irdelersek, aslında insan zihninin algılayamayacağı nedenlerden ötürü, sebep-sonuç bağının kopmaması için mi, işlemek durumunda olan bir düzendir? Örneklersek; varlıklı kötü, varlıksız iyiyi öldürür. Varlıklı iyi ölmeseydi, bir başka iyiyi öldürecekti. Ya da varlıklı kötü, varlıklı bir başka kötüyü öldürdü. Öldürdüğü kötünün zulmettikleri refaha kavuştu. İnsan algısı da, henüz olmamış olayları seçemediği için, asıl olan iyi-kötü farkına vakıf olamaz. Yani sebep-sonuç bağı, halkası kopmadığı için düzen işler. İnsan algısı da; ancak algılayabildiği kadar olayları yorumlar ve zekası ölçüsünde iyi-kötü ayrımını yapar. Aslında iyi de kötü de zaten bellidir. İnsan faktörü de bu değişmez, kesin düzen içerisinde statüsünü, konumunu ve kaderini değiştirebilme umudu ile ömrünü tüketir.
    Yazdığı kaderi silecek olsa zaten yazmazdı be hey, salak insan! Algı fakiri zekan ile senin haddine midir yazılanı bozmak? Sana bahşedilen zeka, içinde bulunduğun durumdan keyif alabilmen için kullanman gerektiğindendir. Kaldı ki o zekanın dozu da, zaten daha önceden karar verilmiş statüne yetecek kadar verilmiştir. Yorumu bırak, sana mı kalmış düzen çarkına çomak sokmak. Keyif alabilmen için kullan, bahşedileni. Unutma, bir daha bu evrende olmayacaksın! Olsan da bu kafa ile bi s...me yaramayacaksın :)

 

Âgâh Efendi