Işık ve Gölge


   “Eğer bir yerde gölge varsa, aynı yerde mutlaka bir aydınlık vardır.” Ne de güzel söylemiş… Gölgeyi kötülük, kasvet; ışığı iyilik, ferahlık olarak nitelersem, insanlarda bu şekilde ayrılırlar. Herkes rolünü icra etmekle mükelleftir. Hayat görevi, kutsaldandır.
Gölge pusuyu sever, gölge pundunu bekler. Işık ise gizi, detayları tüm çıplaklığıyla açığa çıkarır. Işığın saklayacak bir şeyi olmadığı gibi, gölgenin örtmesi gereken çok şeyi vardır. Bu nedenledir ki gölge, daima stres altındadır ve dolayısıyla öfkelidir. Belki öfkeli oluşu seni korkutuyordur, kim bilir? Işığın gizleyecek bir şeyi olmadığı için daima gülümser ve içini ısıtır. Sizce kötü mü güçlüdür, iyi mi? Elbette iyi! Sana görünene göre durumu farklı sanırsın. Bu sadece senin sanmandan ibarettir. Sana birçok kişinin farkına varamadığı bir tüyo vermemi ister misin? Gölge gücünü ışıktan alır! Işık olmadan gölge olamaz. Üstelik gölge öylesine korkaktır ki, ışık sadece arkasını döndüğünde gölge ortaya çıkabilir. Yani gölgenin kendine güveni yoktur. Ve ışık öylesine iyidir ki, her gün gölgeye şans verir…
   İşte insanlar da böyledir, iyi insanlar tolerans verirse kötü insanlar nefes alabilirler. İyinin varlığı sürdükçe elbette kötünün varlığı da devam edecektir; fakat tek bir farkla… İyi, izin verdiği kadar kötü barınacaktır. İyi insan görmediğinde kötü, kötülük yapabilir. Kötü insan mütemadiyen açıklama yapmak, hesap vermek zorundadır. Kafası asla rahat değildir. Kafası en rahat olan insan, iyi insandır. Hiç kimseye hesap vermez. Ölçülü yaşar, faydalı olur ve karşılaştığı kötüye daima şans verir.
İşin matematiği de aynı şeyi söyler:
1 kötü ile 1 kötü karşılaşırsa, 0 kötü kalır. (Birbirlerini götürürler. Anlaşamazlar.)
1 iyi ile 1 iyi karşılaşırsa, 2 iyi kalır.
1 kötü ile 1 iyi karşılaşırsa, 1 kötü kalır.
Totalde elimizde; 2 iyi ve 1 kötü kalır. :) Bu hesap asla değişmez ve emin ol ki bir gün, “Sonunda iyiler mutlaka kazanır!”
Işığın daima parlasın…


Âgâh Efendi